Tasarımı, tasarlanmış dünyadan ne anladığımı anlatmanın özgün bir yorumu olarak değerlendirirken, bu değerlendirme çizgisinde bir araya getirilen şiirleri, TAKI ları ve görüntüleri bulacaksınız bu sergide.
Tanıklığınıza açılan sergi, insanın evine yani benliğine dönerken, yolda şahit olunan öznel anların dönüşmüş sanatsal örneklerini bir araya getirmektedir. Yaşam, insanın bir mekan olarak, doğduğu bedenden dışarıya, önce sokakta ve başkalarının evinde kaybolmaya, yani öğrenmeye, algılamaya, hissetmeye… Sonra topladıklarıyla dönüştüğü, bulduğu ve buluştuğu kendisini, evine yerleştirme çabasıdır. Dışarıdan içeriye girişin, sabrın, üretimin, kabulün, düşmenin ve kalkmanın, yeniden yeniden ölüp, yeniden doğmanın, yokluğa ve varlığa yer açmanın deneyimidir. Eve dönüş, kendine dönüş, yaşama verdiğimiz sözün icabıdır. Yaşamın davetine icabettir .
Açılan kapılara ne ala, eşikten girenler hoşluklar bula. Hoş sözler ve hoş bakışlarla muhabbet ola. Aşk ola.
Aşka vefa, ahde vefa…
Aşk, sarmanın, tutmanın, tutunmanın ham maddesi. Tutunulan ilk aşktan düşülen bu dünyada, nicesinden sonuncusuna kadar, üzerinde her ruhun kendi evini tasarlayacağı o ana sermaye. Tutmak ve tutunmak yaşamla bizim aramızdaki ilk ahit, adına doğum dediğimiz.
Doğum, bırakmanın ve yeniden tutunmanın tarihi olarak yaşam boyunca bizi yolda tutar. Ötekilerin evinden, kendi evimize olan yolculuğumuzun sancısı ile dönüşerek .
Vefa, verilmiş sözün tutulması, gönül bağı kurulan dost, arkadaş, aile, sevgiliyi yarı yolda bırakmama gibi manaları barıdırırken; bize doğarken hayata verdiğimiz sözü hatırlatır aslında. Aşka yani yaşama, kendini bulmaya dair verdiğimiz sözdür vefa. Önce varlığımızla, sonra ismimizle ve nihayetinde yokluğumuzla imzaladığımız en eski ahittir .
Hatırlayarak yol almak dileği ile… Eve Dönüş sergisi, bu ilk ahde adanmıştır.
Muhabbetle,
Nevhan Varol